dün gece farklı şehirlerde de olsak isveç fatihi minidenizle yanyanaymış gibi msnden yorum yapa yapa aynı cnbce filmini izledik.
yorumlarımız genelde:
-ohaaacivarlarında gezinmekteydi. çok çok eğlendim.
-hadi beeee adam kesin gider bundan sonra
-nası kurtarcak kızııım
-ben de olsam bu kıza aşık olurdum
-vay ...pu
şimdi hikaye şu: bir kızımız var -adı Stacy, pek öyle dünya güzeli değil kanaatimce ama ayıp şimdi böyle söylenmez, hem filmde de kızın güzellik düzeyiyle ilgili bir konu yok. geçelim. bu hanım kızımız çocukluğundan beri talk showcu olduğunu sandığım bir kadının hastası onu idolize etmiş fln. büyüyünce de bir sabah programında backstage'de çalışmaya başlıyor. bir adet de sevgilisi var. ki kendisi satc'nin Jack Berger'ı, yani (martı) ron livingstone. neyse herşey muhteşem çok aşıklar fln fişmekan, esas oğlan (Derek) bir gün palm'ını evde unutup 2 haftalık bir seyahate çıkıyor. hanım kızımız da bu SSSS'da(sabah sabah seda sayan) çalışan bir diğer hatunun (Barb) gazına gelip başlıyor sevgilisinin palm'ını yani modern zamanların little black book'unu karıştırmaya. eski sevgililere ait mesajlar, resimler calender event'ler fln buldukça da paranoya ve merakı artıyor bittabi.
sonra da hiç olmayacak şeyi yapıp, teker teker yalandan sabah show'u konuları bulup kadınları sözüm ona konuk olarak çağıracakmış da ön hazırlık yapıyormuşçasına röportaja çağırmaya başlıyor.
<burdan sonrası spoiler > bu tanışma sekansları ile birlikte tahmin edersiniz ki başka başka merak uyandırıcı konulara da yelken açılıyor. merkez noktada bulunan bu 3 eski sevgili'den birinin aneroksik (ve seksomanyak) manken Lulu, diğerinin inek bir jinekolog, 3. (benim favorim) olanın ise sempatik şef Joyce olduğunu öğreniyor. esas kız Stacy gel zaman git zaman bu dünya şekeri Joyce'un esas oğlana hala meyilli olduğunu, hatta esas oğlanın da onu unutamadığını farkediyor. seyirci olarak bu noktada Deniz'le Stacy'nin sevenlerin arasına girmemesi gerektiğini, Joyce'la Derek'i yeniden biraraya getirmesi gerektiğini düşündük. ki normalde filmdeki esas kızın tarafınızı tutmamız gerekir sanıyordum. bu film bu bakımdan biraz focusu bozuk şizofren sayılabilir. bu ilişkiler ağının ortayerinde bizi tamamen şoke eden inanılmaz bir şey oluyor. ve bir sabah aniden Stacy kendini SSSS'ın konuğu olarak buluveriyor. SSSS hakkında yazılması gereken tek şey ise, Uğur Dündar ın arenası gibi milletin foyasını meydana çıkaran, gizli kamera, dedikodu gibi konularda hiç çekincesi olmayan ve konukların başka bir sebeple orda olduklarını düşündükleri bir program olması. yemek programına gidiyorum sanıyorsunuz ama yapımcılar seks hayatınızı gizli kamera görüntüleriyle deşifre ediyorlar fln. patetik Stacy üzerinde eşofmanıyla canlı yayına çıkınca anyayı konyayı anlıyor. meğer kötü kadın Barb ona oyun oynamış, program Stacy ve Derek'in eski sevgilileri üzerine kurulu. 3 eski sevgili ve esas oğlan (bu durumda şamar oğlanı) Derek'in de katılımıyla ortam haliyle kaotik bir hal alıyor. ama sonunda, imana gelen Stacy, Derek'le cici Joyce'un birbirlerini hala sevdiklerini ima ederek onları ıslak köpek bakışlarıyla başbaşa bırakıp, bütün prodüksiyon insancıklarının da foyalarını ortaya çıkartarak birbirine düşürüp stüdyoyu terkediyor.
işte en güzel final bu final derken sahne değişip bizi x bir gökdelenin 56789.katındaki bir toplantı odasına götürüyor. Stacy kızımız o çok özendiği talk show'cu kadına iş başvurusunda bulunup kabul ediliyor, elinde telefon, telefonun ucundaki annesiyle simultane sevinçten zıplar iken yaşlı bir country şarkıcısını gördü diye ayılıp bayılıyor fln.
bu ne şimdi bu ne?
al işte okuyucu ben de bööööyle aynen böyle hissettim filmi izlerken.
embesil senaristler. 3 dk daha kısa tutsalarmış muhteşem bir romantik trajikomedi olarak gönlümde yerini alacakmış.
spoiler bitti film de bitti dağılın!