Monday, April 14, 2008

kip m.d.

bundan sonra beni böyle çağırın:

kip m.d.
diagnostic medicine

yine yeniden house m.d. ye sarmış vaziyetteyim. 4. sezon çok eğlenceliymiş onu izlemeye başladım. ama bu sefer de klasik hastalık hastalığım cereyan etti. haftalardır boğazımda (yemek/nefes borusu aslında) böyle biri beni boğuyormuş gibi bir hissiyat vardı. sonra sen tut 4. sezonda birinin yemek borusu düzleş, kireçlen fln. yutkunamama ve bunu müteakiben fantastik başka komplikasyonlara sebep ol. panik hatun modunda hemen koşup doktor olan halama gösterdim. teşhisim sabit zaten de, destekli olsun en azından. "hala bi baksana boğazıma, yemek borum düzleşti galiba" dedim. yemek borusu düzleşmez tiroid bezin büyümüş baskı yapıyor olabilir" dedi. hadiii bu daha fena, neyseki dakikalar süren mıncırılma hareketlerinden sonra elle muayenede bir şey olmadığına, endoskopi lazım geldiğine karar verdik. ya da stresten olabilirmiş ama bu ihtimal çok düşük. stres kim ben kim.

endoskopiye girmişken mideme kadar insin istiyorum. gezsin bütün organları. bakalım ne var ne yok. artık o kadar rahat bir insanım ki, deseler ki karaciğerini açıp bir bakabilir miyiz, "buyrun" diyeceğim. bu house'un insan üstünde böyle bir etki bırakmaması imkansız ama. adam "tahlillerde göremedik kalbi açıp bakalım", "kandan belli olmuyor ciğerden parça alalım" gibi replikler sıralıyor. artık anjiyodur, lumbar puncture'dır benim için faso fiso. zaten kendi teşhislerimi de kendim koymaya başladım.

endoskopide boğazımda neler çıkabileceğine dair uzun bir listem var. allah kısmet eder de istanbulda 3 günden fazla kalabilirsem total checkup'a girmeyi düşünüyorum. ekg, emg, mri, cat scan allah ne verdiyse.

eğer stres olduğunu söylerlerse şu "tilt table" dedikleri tahterevalliden bozma şeye de sımsıkı bağlayıp ileri geri sallamalarını isteyeceğim. bakalım boğularak ölecek gibi oluyor muyum.

postumu klasik bir house repliğiyle bitireceğim.

"i think it's lupus!"


----------------------------
medikal sözlük:
endoskopi: kameralı bir boru ya da tüple vücudun binbir çeşit yerine girip çıkıp kısa film çekme hadisesi.
lumbar puncture: omurilik sıvısını almak üzere (alıp test etcek) omuriliğin belli bir noktasına hayvani bir iğne sokup hastaya acı çektirme yöntemi. bir sürü hastalığı teşhis etmek için kullanılıyor.
ekg (ecg): electrocardiograph. kalbin verdiği elektrik sinyallerini kontrol eden alet. aritmi var mı, odacıklar nası çalışıyor fln.
emg: electromyogram. kasların elektriksel aktivite grafiğini çıkarma. yani bu şu demek, kaslarınızın üstüne minik iğneler batırıp elektrik veriyorlar. gönüllü işkence.
mri: manyetik alan ve radyo dalgalarıyla vücut içi organ dokularının bilgisayara resmini çeken ve korkunç bir ses çıkaran alet. üzerinizde metal varken bu alete girmemeniz gerekiyor. beyninizde mesela platin varsa bu platin parça gözünüzden fln fırlayıp çıkabilir. çok tehlikeli.
cat scan: x-ray ile organları scan edip bilgisayara 3 boyutlu digital resmini gönderen alet. yanlış anlamadıysam organ içindeki kan aktivitesine, damarlara fln bakacakları zaman, sizi bu alete sokmadan önce vücuda radyoaktif bir sıvı enjekte ediyorlar ki böyle ampül gibi parlayın diye.

7 comments:

deniz said...

off bu ne bee:) ruhum sıkıldı yemin ederim..:)

Esterhazy said...

Silgi bana tuum bolumleri ben Isvec'e gelirken verdiydi ben izlemeye baslamistim ama sirf bu yazdiklarin yuzunden o diziyi izlemeyi biraktim! Durup durup hastalik buluyordum kendimde. Gece yatiyordum, gozumu kapattigimda beynimin icini gosteren film kareleri geliyordu gozumun onune. "Siktir kesin beynimde ur var, hissedebiliyorum" falan diyordum. Bir degil, iki degil soona "yeter ulan" deyip sildim tum bolumleri bilgisayardan. Manyaklasmanin da alemi yok yani!

kip said...

ben gerilmiyorum ya. evet kafamda tümör olduğuna, her an saçma bi nedenden teşhis edemedikleri için ölebileceğime inandığım doğru.

ama bence ben tüm bölümleri dikkatle izleyip notlar alırsam hayali doktorculuğa başlayabilirim artık.

yani kafamda hastalıklara ait o kadar fazla detay birikti ki. uzmanlaştım.

eğlenirken öğreten dizi! house md!

kip said...

ay bi de bişi daha söylemeden geçemicem, bir kaç ay önce birilerinin evinde yemekteydim. ev sahinin bazı şeylerden hiç yemediğini görüp nedenini sordum, "bir hastalığım var buğday arpa çavdar fln yiyemiyorum" dedi. çat diye yapıştırdım "o zaman sizde çölyak var di mii" diye. şaşıp kaldılar. doktor doktor gezmişler teşhis olabilmek için, çoğu doktor bile bilmiyormuş ne olduğunu.

house sağolsun hastalık dağarcığım koccaman.

bu da böyle bir anımdı.

Esterhazy said...

Bu ani uzerine benim soylebilecegim tek sey: "Colyak ne lann!!" olabilir, baska da bi si olamaz.

kip said...

şimdi bu çölyak buğday arpa vs de bulunan glutenin bağırsaklar tarafından sindirilemeyip ince bağırsak çeperlerini zedelemesine dayalı bi hastalık. absorb edilemediğinden ince bağırsaklarda birikerek dokunun bozulmasına ve dolayısıyla diğer besinlerin de sindirilememesine sebep oluyor.

e bu durumda vücut zamanla besinlerden gerekli maddeleri alamayıp binbir türlü başka bozukluğa giriyor. besinsizlikten dolayı başka hastalıklar oluyor fln filan. yaaaaaa

Esterhazy said...

Hemen o diziyi izlemeyi birak, kendini basit, manasiz, salak seylere ver! Senin durumun hic iyi degil!