müşteride her türlü türk gazete ve televizyonunun web sayfası bloklu olduğundan artık eskisi kadar güncel haber takip edemiyorum gün içinde. kaynaklarım hasbelkader ekşisözlük'e girip de gördüğüm bir başlık, bir takım bloglar ve bbc-world news'un feed'i. akşamları da yemek yediğimiz salonda televizyon açılmadığı ve tam da haber vakti yemekte olduğumuz için dünyadan haberdar, türkiyeden bihaber şeklinde yaşayıp gidiyorum ne zamandır.
bu haftasonundan beri başkalarından duyduğum ve inanamadığım haberlerin ardı arkası kesilmiyor. önce blogger'ın yasaklanmasıyla sinirlendim, sonra ergenekon davasında bin tane şey olmuşken ben tutup da avukatların bilmemkaç bin sayfalık iddianameyi sayfa sayfa okuduklarını ve en son duruşmada 76 sayfaya anca geldiklerini duyunca sinirim bozuldu, (halimize) güldüm. sonra bombalar gelmeye başladı: "polis, akp'yi protesto eden öğrencileri dövdü", "odayı şaşırdı felçli anneye tecavüz etti: konuşamayan kadının hırıltılarını zevkten inleme sesi sandı", "akit gazetesi yazarı 76 lık dinci yazar (hüseyin üzmez), 14 yaşındakı kıza zarar vermeden tecavüz ettiği adli tıp kurumunca belgelendiği için tahliye edildi ", "minibüs şöförü karanlık yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan anne ve kızına çarparak bir aileyi katletti", "güneydoğuda şu kadar şehit verdik, ama bak askerlerimizi çekiyorum ben (şovtivi) video'ya dağ tepesinde karların arasında marşlar söylüyorlar ne kadar da istekliler (ölmek için)", "dtp, meclisin tatil olmasını fırsat bilip milletvekillerinin masalarına ahmet türk imzalı türkçe-ingilizce-kürtçe çözüm kitabı bıraktı. kitabın sayfaları sarı-kırmızı-yeşil (adamların parti renkleri de öyle ki)"
daha fazla beni sinirlendiren/üzen haber yazamayacağım.
ama biraz yorum yapmak istiyorum bunlara müsadeleriyle. (evet, benim blogum burası dilediğimi yazarım değil mi? ama işin rengi öyle değil.. kimden müsaade aldığımın(!) tahminini de size bırakıyorum)
polis, akp'yi protesto eden öğrencileri dövdü: dövülmeleri çok garip gelmiyor artık hatta "protesto ettiler dövülmediler" deseler daha haber değeri olur bence.. adam mı köpeği, köpek mi adamı ısırsa haber olur mantığı.. doğru olan bu mu değil tabi ki, en sevmediğim laftır "burası türkiye", çünkü yılmışlığı, sinmişliği, umursamazlığı gösterir. burası türkiye, polis artık kimseyi dövmesin.
minibüs şöförü karanlık yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan anne ve kızına çarparak bir aileyi katletti: maalesef alıştığımız haberlerden bir tanesi. şovtivinin bunu sunuş tarzı tabi ki tüylerimi diken diken etti. üzüldüm, tv'yi kapatmak istedim.
güneydoğudaki şehitlerimiz: şimdi, şovtivi korkunç bir kanal olabilir, ama bu sadece şov'un yaptığı bir şey değil. belki çok mantıksız da değil bazıları için bilemiyorum. vefakat adamlar resmen bizi kandırmaya çalışıyorlar. göndermişler kameramanlarını sıcak bölgeye, dağ başında karda marşlar söyleyerek yürüyen mehmetçiklerimizi çekmişler. bir tanesi de çıkmış tepeye istiklal marşını okuyor. sonrasında da askerciklerle röportaj, "yine olsa yine gider şehit veririz bu vatan bizim bu topraklar bizim, ben de şehit olmak istiyorum" vs.. yine tüylerim diken diken oldu, hislendim. içim gidiyor orda ölen gençleri, onların ailelerini düşündükçe.. benim de vatanseverliğim depreşiyor gözümü intikam ateşi bürüyor.. ama bu kanalların yaptığı çok bariz bir şekilde verdiğimiz şehitlerin ardından "onlar isteyerek öldü" diye avunmamızı sağlamak için bir mizansen değil mi? o mehmetçikler bunu gerçekten hissetmiyor demiyorum, tabi ki öyledir, benim kadar korkmuyorlardır, daha cesurlardır adım kadar eminim, ama medyanın bunu bu kadar demagojiyle tecrübe etmemizi sağlaması başka bir alt metin göstergesi bence. edit: kaldı ki, şunu farketmekteyim ne zamandır, biz orda belki de iyi yönetilememe, iyi istihbarat toplayamama gibi çok temel sebeplerden veriyor olabiliriz bunca şehidi. bunun sebebini sadece ve sadece hain pkk diye lanse edip, bizi son raddede savaşan, bütün tekniklere hakim ama hasbelkader kurban olmuş gibi göstermeye çalışıyorlar ne zamandır. farkında mısınız? seneler seneler senelerdir süren bir durumun bunca üzüntüye, yiten giden gençlerimize rağmen tezkerelere rağmen, onca paraya, güce rağmen halen bir adım ileri götürülememiş olmasını neden sorgulamıyor bu tv kanalları? ben neden orda gerçekten kaç kişi öldü öğrenemiyorum? moralim bozulmasın diye evet. ben bana ne söylerlerse onu bilebilirim anca. ve medya bunu o kadar stratejik olarak kullanıyor ki. zamanında asker dememiş miydi, şehit haberlerini bu kadar vermeyin, halkımızın moralini bozmayın diye. ooff.
dtp ve yaptıkları : şimdi, dtp'nin ne menem bir parti olduğunu öğreneli çok oldu. maksatlarının çok seslilik, düşünce özgürlüğü vs olmadığını biliyoruz. aranızda faaliyetleri ne olursa olsun azınlık olduklarından ve temsil edilmeleri gerektiğinden onları destekleyenler de olabilir. hayır efendim, tutup da "sayın öcalan serbest bırakılmalı", "pekekeli şehitlerimiz" diyen bir insanın elini kolunu sallaya sallaya dokunulmazlık pelerini altında meclisime girip çıkmasını istemiyorum. ha rte'nin de baykal'ın da meclisime girip çıkmasını istemiyorum. ama o başka bir yazının konusu olsun.
şimdi yazacaklarım birbiriyle çelişiyor gibi gelebilir size önceden uyarımı yapayım.
yukarıdaki dtp'nin çözüm kitabı ve cumhuriyet bayramı haberleri, izlediğim haber bülteninde ardı ardına verildi. hatta yanılmıyorsam sıralama, şehitler-dtp-cumhuriyet bayramı idi. şimdi, haberleri veriş tarzı çok dokunaklı ve arada çaktırmadan da bizi manipüle etmeye çalışıyorlar. diyor ki kanal "şehitlerimiz bu vatan için seve seve canlarını verirken, ahmet türk çıkıp onları katleden apo için özgürlük isteyebiliyor" bu zaten bilmediğimiz bir bilgi değil. ama bu kadar kör gözüne parmağım yaptıklarını ve bu kadar şiddetle tekrar ettiklerini ilk defa duydum. halkı kışkırtmak istediklerini çıkardım ben burdan.
kaldı ki başka bir kışkırtma konusu daha vardı. akp. "cumhuriyet bayramı bu sene ankarada belediye yüzünden yeterince coşkuyla kutlanamayacak. bakın istanbulda bağdat caddesine (chp'de) nasıl süslenmiş, fener alayı yapıyorlar dini bayramlarda toplu taşımayı ücretsiz yapan belediye, cumhuriyet bayramını neden kaale almıyor?” halkı galeyana getirme konusu çıktı mı 2'ye? bu konuda daha fazla yazmıyorum. ne yazacağımı bilemiyorum çünkü.
tecavüz + adli tıp + hüseyin üzmez : ayşe'nin yazısına ek, küfretmeden söyleyebilecek başka bir şeyim var mı bilmiyorum. adli tıp'ın böyle bir raporu nasıl verdiğini cümle alem bilmemize rağmen elimiz kolumuzun bağlı olmasına mı, sapık dedenin söylediklerine mi, yoksa kızlarını davacı olmaktan vazgeçtirten aileye mi sövsem bilemiyorum. çok çok kızgın ve isyankarım bu konuda.
felçli kadına tecavüz : "hırıltıları inleme sesi sandım" diyebilen bir adamın, sevgilisi(!) sanıp, sevgilisinin annesine tecavüz edebilmiş olma ihtimalini görmüyorum ben. ulan "adam", insan anlamaz mı fiziksel olarak. ay yazamayacağım daha fazla ama siz anladınız.
haberleri bilmeden yaşayınca insan benim gibi optimist olabiliyormuş sanırım. kendimle büyük bir sınav verme aşamasındayım şu an. bunca kötü haberi alıp ülkem, sevdiklerim ve kendim adına bu kadar umutsuzluğa düştüğüm bir anda halen olumlu olabiliyor muyum görmem lazım.
arkası yarınlara..
bu haftasonundan beri başkalarından duyduğum ve inanamadığım haberlerin ardı arkası kesilmiyor. önce blogger'ın yasaklanmasıyla sinirlendim, sonra ergenekon davasında bin tane şey olmuşken ben tutup da avukatların bilmemkaç bin sayfalık iddianameyi sayfa sayfa okuduklarını ve en son duruşmada 76 sayfaya anca geldiklerini duyunca sinirim bozuldu, (halimize) güldüm. sonra bombalar gelmeye başladı: "polis, akp'yi protesto eden öğrencileri dövdü", "odayı şaşırdı felçli anneye tecavüz etti: konuşamayan kadının hırıltılarını zevkten inleme sesi sandı", "akit gazetesi yazarı 76 lık dinci yazar (hüseyin üzmez), 14 yaşındakı kıza zarar vermeden tecavüz ettiği adli tıp kurumunca belgelendiği için tahliye edildi ", "minibüs şöförü karanlık yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan anne ve kızına çarparak bir aileyi katletti", "güneydoğuda şu kadar şehit verdik, ama bak askerlerimizi çekiyorum ben (şovtivi) video'ya dağ tepesinde karların arasında marşlar söylüyorlar ne kadar da istekliler (ölmek için)", "dtp, meclisin tatil olmasını fırsat bilip milletvekillerinin masalarına ahmet türk imzalı türkçe-ingilizce-kürtçe çözüm kitabı bıraktı. kitabın sayfaları sarı-kırmızı-yeşil (adamların parti renkleri de öyle ki)"
daha fazla beni sinirlendiren/üzen haber yazamayacağım.
ama biraz yorum yapmak istiyorum bunlara müsadeleriyle. (evet, benim blogum burası dilediğimi yazarım değil mi? ama işin rengi öyle değil.. kimden müsaade aldığımın(!) tahminini de size bırakıyorum)
polis, akp'yi protesto eden öğrencileri dövdü: dövülmeleri çok garip gelmiyor artık hatta "protesto ettiler dövülmediler" deseler daha haber değeri olur bence.. adam mı köpeği, köpek mi adamı ısırsa haber olur mantığı.. doğru olan bu mu değil tabi ki, en sevmediğim laftır "burası türkiye", çünkü yılmışlığı, sinmişliği, umursamazlığı gösterir. burası türkiye, polis artık kimseyi dövmesin.
minibüs şöförü karanlık yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan anne ve kızına çarparak bir aileyi katletti: maalesef alıştığımız haberlerden bir tanesi. şovtivinin bunu sunuş tarzı tabi ki tüylerimi diken diken etti. üzüldüm, tv'yi kapatmak istedim.
güneydoğudaki şehitlerimiz: şimdi, şovtivi korkunç bir kanal olabilir, ama bu sadece şov'un yaptığı bir şey değil. belki çok mantıksız da değil bazıları için bilemiyorum. vefakat adamlar resmen bizi kandırmaya çalışıyorlar. göndermişler kameramanlarını sıcak bölgeye, dağ başında karda marşlar söyleyerek yürüyen mehmetçiklerimizi çekmişler. bir tanesi de çıkmış tepeye istiklal marşını okuyor. sonrasında da askerciklerle röportaj, "yine olsa yine gider şehit veririz bu vatan bizim bu topraklar bizim, ben de şehit olmak istiyorum" vs.. yine tüylerim diken diken oldu, hislendim. içim gidiyor orda ölen gençleri, onların ailelerini düşündükçe.. benim de vatanseverliğim depreşiyor gözümü intikam ateşi bürüyor.. ama bu kanalların yaptığı çok bariz bir şekilde verdiğimiz şehitlerin ardından "onlar isteyerek öldü" diye avunmamızı sağlamak için bir mizansen değil mi? o mehmetçikler bunu gerçekten hissetmiyor demiyorum, tabi ki öyledir, benim kadar korkmuyorlardır, daha cesurlardır adım kadar eminim, ama medyanın bunu bu kadar demagojiyle tecrübe etmemizi sağlaması başka bir alt metin göstergesi bence. edit: kaldı ki, şunu farketmekteyim ne zamandır, biz orda belki de iyi yönetilememe, iyi istihbarat toplayamama gibi çok temel sebeplerden veriyor olabiliriz bunca şehidi. bunun sebebini sadece ve sadece hain pkk diye lanse edip, bizi son raddede savaşan, bütün tekniklere hakim ama hasbelkader kurban olmuş gibi göstermeye çalışıyorlar ne zamandır. farkında mısınız? seneler seneler senelerdir süren bir durumun bunca üzüntüye, yiten giden gençlerimize rağmen tezkerelere rağmen, onca paraya, güce rağmen halen bir adım ileri götürülememiş olmasını neden sorgulamıyor bu tv kanalları? ben neden orda gerçekten kaç kişi öldü öğrenemiyorum? moralim bozulmasın diye evet. ben bana ne söylerlerse onu bilebilirim anca. ve medya bunu o kadar stratejik olarak kullanıyor ki. zamanında asker dememiş miydi, şehit haberlerini bu kadar vermeyin, halkımızın moralini bozmayın diye. ooff.
dtp ve yaptıkları : şimdi, dtp'nin ne menem bir parti olduğunu öğreneli çok oldu. maksatlarının çok seslilik, düşünce özgürlüğü vs olmadığını biliyoruz. aranızda faaliyetleri ne olursa olsun azınlık olduklarından ve temsil edilmeleri gerektiğinden onları destekleyenler de olabilir. hayır efendim, tutup da "sayın öcalan serbest bırakılmalı", "pekekeli şehitlerimiz" diyen bir insanın elini kolunu sallaya sallaya dokunulmazlık pelerini altında meclisime girip çıkmasını istemiyorum. ha rte'nin de baykal'ın da meclisime girip çıkmasını istemiyorum. ama o başka bir yazının konusu olsun.
şimdi yazacaklarım birbiriyle çelişiyor gibi gelebilir size önceden uyarımı yapayım.
yukarıdaki dtp'nin çözüm kitabı ve cumhuriyet bayramı haberleri, izlediğim haber bülteninde ardı ardına verildi. hatta yanılmıyorsam sıralama, şehitler-dtp-cumhuriyet bayramı idi. şimdi, haberleri veriş tarzı çok dokunaklı ve arada çaktırmadan da bizi manipüle etmeye çalışıyorlar. diyor ki kanal "şehitlerimiz bu vatan için seve seve canlarını verirken, ahmet türk çıkıp onları katleden apo için özgürlük isteyebiliyor" bu zaten bilmediğimiz bir bilgi değil. ama bu kadar kör gözüne parmağım yaptıklarını ve bu kadar şiddetle tekrar ettiklerini ilk defa duydum. halkı kışkırtmak istediklerini çıkardım ben burdan.
kaldı ki başka bir kışkırtma konusu daha vardı. akp. "cumhuriyet bayramı bu sene ankarada belediye yüzünden yeterince coşkuyla kutlanamayacak. bakın istanbulda bağdat caddesine (chp'de) nasıl süslenmiş, fener alayı yapıyorlar dini bayramlarda toplu taşımayı ücretsiz yapan belediye, cumhuriyet bayramını neden kaale almıyor?” halkı galeyana getirme konusu çıktı mı 2'ye? bu konuda daha fazla yazmıyorum. ne yazacağımı bilemiyorum çünkü.
tecavüz + adli tıp + hüseyin üzmez : ayşe'nin yazısına ek, küfretmeden söyleyebilecek başka bir şeyim var mı bilmiyorum. adli tıp'ın böyle bir raporu nasıl verdiğini cümle alem bilmemize rağmen elimiz kolumuzun bağlı olmasına mı, sapık dedenin söylediklerine mi, yoksa kızlarını davacı olmaktan vazgeçtirten aileye mi sövsem bilemiyorum. çok çok kızgın ve isyankarım bu konuda.
felçli kadına tecavüz : "hırıltıları inleme sesi sandım" diyebilen bir adamın, sevgilisi(!) sanıp, sevgilisinin annesine tecavüz edebilmiş olma ihtimalini görmüyorum ben. ulan "adam", insan anlamaz mı fiziksel olarak. ay yazamayacağım daha fazla ama siz anladınız.
haberleri bilmeden yaşayınca insan benim gibi optimist olabiliyormuş sanırım. kendimle büyük bir sınav verme aşamasındayım şu an. bunca kötü haberi alıp ülkem, sevdiklerim ve kendim adına bu kadar umutsuzluğa düştüğüm bir anda halen olumlu olabiliyor muyum görmem lazım.
arkası yarınlara..
1 comment:
aaa askolsun, motorlu sapik, odullu tenor ve muthis aciklamalari yok mu???
kufretmicemmm.. kufretmicemmm..
Post a Comment