evet yine yeniden bir pazar akşamında daha sizlerle birlikteyim..
nasıl geçip gittiğini anlayamadığım bir haftasonunu daha geride bıraktım. zaten böyle böyle zaman nasıl geçip gidiyor anlamadan bu sene bitiverdi. ben sanki hala nisandayım mayıstayım.. havalar da bu kadar güzel giderse zaten aksini düşünmek için hiç bir uyarıcı yok.
ekonomik krizin belirtilerini ilk defa cuma akşamı kızlarla hep gittiğimiz old ingliş pab'da alenen hissettik. var, var olduğunu biliyoruz ama bizi vurmaz derken çoktan vurmuş meğerse. aşağı yukarı her zaman aynı saatlerde gittiğimiz mekanda normalda cam kenarı masa bulamazken, bu cuma seçmekte zorlandık çünkü sadece 3-5 masa vardı. ben tabi sosyal insan kimliğimle garsona sordum: "nedir neden bu kadar boş burası?" diye. çocukcağız yok saat daha erken dedi, yok işte millet 29 ekim tatilinde dedi geveledi bir şeyler ama ikimiz de bahane bulmaya çalıştığını biliyorduk aslında. aynı şey mağazalar için de geçerli. çokça gezdim bu haftasonu ama mağazalar kalabalık olmasına rağmen kasalarda eskisi gibi uzuuuun kuyruklar göremedim. caddedeki midpoint'i tenzih ederim, çünkü cumartesi kapısında sıra vardı yine. kırk yılda bir annemi sevdiği bir yere yemeğe götüreyim dedim onda da ayakta bekletildik bir süre. olsun. ikimiz de kusuncaya kadar yediğimiz için mutlu ayrıldık. gerçekten de midpoint'in porsiyonları insan üstü bir büyüklükte.. deniz mahsullü salata dediğinde 3 bilemedin 4 çeşit olur. bunda hem deniz canlısı türü hem de miktar çok çok çok fazla. balıktan bıkmak raddesine gelmek nedir 45 dk salatamla vakit geçirince anladım. neyse. bu ekonomik krizde bir süre dışarıda yemek yemekten uzak durmaya karar verdim. benim için de devir artık para biriktirme, dikkat etme devri olsa fena olmayacak. yaşıtlarım arabalar alırken ben hala son kuruşuma kadar maaşımı bitiriyorum. çok yanlışlardayım, umarım işsiz ve çulsuz kalmadan dank eder de kurtulurum bu gidişattan. yine de annemle çok uzun zamandır başbaşa güzel vakit geçirmemiştim, değdi.
onun dışında genelde hep olduğum üzere arkadaşlarımla dolu bir haftasonunu daha geride bıraktım. bugün tam eve gitmek üzere arabaya binmişken, nil'le konuşma ihtiyacımızı gideremediğimizi farkedip üşenmeden yarım saat daha park yeri arayıp karga'ya kapak atmamız ise insanlık için küçük ama bizim için faydalı bir hareket oldu. hem oturduğumuz masayı da pek sevdim; bunca yıllık karga kariyerimde bir kere oturmuştum daha önce oraya. favorite spot'um olabilir mi zaman gösterecek.
bu arada, blogumun tasarımını yine değiştirdim farkedildiği üzre..
kızgın bir kaplumbağa var artık. ben sevdim güzel bir kare. sahibini bulup kullanabilir miyim diyecektim ama fazla anonim olmuş sanırım bir türlü bulamadım.
bir önceki haberler post'undan sonra türkiyemin gidişatından endişe duyuyor olduğumu ifade edip kendimden şüphelenmiştim. ama farkettim ki bu hislerim benim kişisel mertebede iyiliğe inanma ve insanlara olumlu yaklaşma tavrımı değiştirmemiş. ben yine yeniden optimistim. size de tavsiye ederim.
nasıl geçip gittiğini anlayamadığım bir haftasonunu daha geride bıraktım. zaten böyle böyle zaman nasıl geçip gidiyor anlamadan bu sene bitiverdi. ben sanki hala nisandayım mayıstayım.. havalar da bu kadar güzel giderse zaten aksini düşünmek için hiç bir uyarıcı yok.
ekonomik krizin belirtilerini ilk defa cuma akşamı kızlarla hep gittiğimiz old ingliş pab'da alenen hissettik. var, var olduğunu biliyoruz ama bizi vurmaz derken çoktan vurmuş meğerse. aşağı yukarı her zaman aynı saatlerde gittiğimiz mekanda normalda cam kenarı masa bulamazken, bu cuma seçmekte zorlandık çünkü sadece 3-5 masa vardı. ben tabi sosyal insan kimliğimle garsona sordum: "nedir neden bu kadar boş burası?" diye. çocukcağız yok saat daha erken dedi, yok işte millet 29 ekim tatilinde dedi geveledi bir şeyler ama ikimiz de bahane bulmaya çalıştığını biliyorduk aslında. aynı şey mağazalar için de geçerli. çokça gezdim bu haftasonu ama mağazalar kalabalık olmasına rağmen kasalarda eskisi gibi uzuuuun kuyruklar göremedim. caddedeki midpoint'i tenzih ederim, çünkü cumartesi kapısında sıra vardı yine. kırk yılda bir annemi sevdiği bir yere yemeğe götüreyim dedim onda da ayakta bekletildik bir süre. olsun. ikimiz de kusuncaya kadar yediğimiz için mutlu ayrıldık. gerçekten de midpoint'in porsiyonları insan üstü bir büyüklükte.. deniz mahsullü salata dediğinde 3 bilemedin 4 çeşit olur. bunda hem deniz canlısı türü hem de miktar çok çok çok fazla. balıktan bıkmak raddesine gelmek nedir 45 dk salatamla vakit geçirince anladım. neyse. bu ekonomik krizde bir süre dışarıda yemek yemekten uzak durmaya karar verdim. benim için de devir artık para biriktirme, dikkat etme devri olsa fena olmayacak. yaşıtlarım arabalar alırken ben hala son kuruşuma kadar maaşımı bitiriyorum. çok yanlışlardayım, umarım işsiz ve çulsuz kalmadan dank eder de kurtulurum bu gidişattan. yine de annemle çok uzun zamandır başbaşa güzel vakit geçirmemiştim, değdi.
onun dışında genelde hep olduğum üzere arkadaşlarımla dolu bir haftasonunu daha geride bıraktım. bugün tam eve gitmek üzere arabaya binmişken, nil'le konuşma ihtiyacımızı gideremediğimizi farkedip üşenmeden yarım saat daha park yeri arayıp karga'ya kapak atmamız ise insanlık için küçük ama bizim için faydalı bir hareket oldu. hem oturduğumuz masayı da pek sevdim; bunca yıllık karga kariyerimde bir kere oturmuştum daha önce oraya. favorite spot'um olabilir mi zaman gösterecek.
bu arada, blogumun tasarımını yine değiştirdim farkedildiği üzre..
kızgın bir kaplumbağa var artık. ben sevdim güzel bir kare. sahibini bulup kullanabilir miyim diyecektim ama fazla anonim olmuş sanırım bir türlü bulamadım.
bir önceki haberler post'undan sonra türkiyemin gidişatından endişe duyuyor olduğumu ifade edip kendimden şüphelenmiştim. ama farkettim ki bu hislerim benim kişisel mertebede iyiliğe inanma ve insanlara olumlu yaklaşma tavrımı değiştirmemiş. ben yine yeniden optimistim. size de tavsiye ederim.
13 comments:
yase ya şu balık mıdır kaplumbağa mıdır nedir anlayamadığım varlık çok bir ürkütücü, değiştirsennnnn....
valla şu an bu kalsın. ben böyle hissediyorum, resim de bunu yansıtıyor. zaman içinde film şeridi içindeki resimleri değiştiricem ama hedefim bu. hep aynı olmasından çok sıkılıyorum niyeyse. ruhuma fazla geliyor.
bu arada kaplumbağa, balık değil =)
bütün bağdat caddesinde old ingliş pabdan başka doğru dürüst bar olmaması ne ilginç, bir o kadar da acı. midpoyinti zartu zurtu bardan saymıyorum. niye oturur ki insan anadolu yakasında ;)
hörb: katılmıyorum.
old ingliş dışında 1buçuk var, çikın last stoplar var.. kırıntı var, vapiano var.. daha çok var da isimleri aklıma gelmiyor.. sefil bar tipi yok evet ama restoran/bar gani gani. caddebostanda da şogzel daha ucuz barlar var. seyrek gitsek de ordalar.. kadıköyü söylemiyorum bile, kadife sokağı biliyorsundur..
anadolu yakası sayfiye mekanı, avrupa iş, keşmekeş ve gri betonlar bütünü.. ben çok fena anadolu yakası sempatizanıyım.
saygılar.
fekat bu saydıkların alkollü lokanta, bütün yakada müzik dinleyip takılabileceğin bi shaft var bi de karga. ayıptır günahtır :)
buddha var, arka oda var, kimse sevmese de benim çok sevdiğim belfast var.. bir sürü meyhane var.. barsa kadıköyün bir dolu güzel barı var. elbetteki taksim kadar hızlı devr-i daim olmuyor, bin tane yeni mekan açılmıyor.. canlı müzik yapan o kadar çok yer yok..
ama buranın da kitlesi bu. hem ben evimden çıkıp 6 dk yürüdükten sonra barda biramı içiyor olabiliyorum.
son 2 haftadır taksimden evime dönmem 2 saatten fazla sürüyor cmtesileri. gitmicem bundan sonra.
cihangire taşın dersin şimdi =)haayıııırrr
aman yok dur :) iyi tamam sizin yaka sizin olsun bizimki bizim olsun. böylece köprü trafiği de kalmaz :)
alala niye cihangire taşınsam ne sakıncası var? bak şimdi işkillendim ehehe
yok be yanlış anlama cihangiri sevmem onun için diyorum, böyle daracık üstüste evler, kazma garsonlu kafeler arabanı parkedemezsin falan
aa olmaz o zaman.. benim jipim sığmaz öyle daracık sokaklara.. q7 var da bende..
anadolu yakasina laf edeni vururum biiiiir! yasemin sakin kaldirma kaplumbaa resmini, acaip sirin bi foto o ikiiiiii, is yerinde cooook baydim uuuuuc, keskem ben de sizinle old inglise gelsem de icsem dooooort....
gel kuzum ya gel.. özledim ben seni. bira ısmarlarım hemi de =) iş yerinde baydıysan en güzeli blog yaz bak. ne zamandır o konuda çok tembel gördüm seni.
Post a Comment