Sunday, December 7, 2008

hengame + julienne cutter

evet beklenen oldu. keşke şu an evin resmini çekip size de gösterebilseydim ama fotoğraf makinem 1 haftadır kullanamadığım yatak odamda kaldığı için namümkün. evimiz istila altında sayın seyirciler!! mutfak, banyo ve koridor dışındaki her odada 2'şer kişi yatmakta.. biz kardeşimle salona kurulduk. beyfendi 2 kişilik şişme yatakta tek başına yatacağını buyurdu az önce. kıpraşırsa birimizden biri diğeri de hissedermiş, malum hava. su yatağı olsa "dalga yapar, yataktan düşerim" diyecekti herhalde. bense dolap tepesindeki bir hurca türlü sihir ve büyülerle anca sokulmuş olabilecek bir yer yatağında yatıyorum. biz çıkarırken içinde bulunduğu hurcu yırtmak zorunda kaldık, benim kolları sakat annem o 100 kilo pamuk yatağı o hurcun 50 cmlik fermuarından içeri nasıl soktu aklım almıyor. sihir ya da büyü diyorum ya valla aşağısı kurtarmaz.
*
odamı bir haftadır kullanamamamın sebebi kuzenimin teşrif etmesi. benim göçebeliğim de üstüne eklenince odayı verdik zaten ben haftanın kaç günü kullanabiliyorum ki? ama bunun üstüne 4 kişi daha gelince yemek sofrası ve çay keyfine ek olarak yatma zamanı da pek bir eğlence/ telaşeli oluyor netekim. yastık ve yorganlara nevresim geçirirken baygınlık geçirdim misal.. bir de yastık zevki vardır ya herkesin, kimi şişik yumuşak yastık sever, kimi sert ve alçak.. nabza göre şerbet sunmak lazım ama bizim yatak altı bazalarımızda gani gani varmış meğersem. bir an kendimi düşündüm, kendi evim olsa böyle 3827832 adet yastığım olur mı acaba diye.. gider ikea'dan 4 tane şişko yastık alır otururdum ben öyle onlarla senelerce. unutmadan anneme yarın sorayım; ilk evlendiklerinde de bu kadar manyak bir koleksiyonu var mıymış, senelerin getirisiyle mi hazine olmuş.
*
bizim ailede herkesin aklı kelime oyunlarına ve saçma salak çağrışımlara acayip basar. yaş skalası 16'dan 77'ye kadar bile olsa, 8 kişinin muhabbet ettiği bir ortamda geyiğin dibine vurulmaması imkansızdır o yüzden.. hiç bir uyarıcı yoksa ve suyumuz çıkmışsa bile televizyondaki embesil programlarından biri açılır o irdelenir. bu akşamki focus'umuz yemekteyiz adlı güzide yarışma idi misal. benim sinirlerim tepeme çıktı ve düpedüz ordaki yarışmacılardan birine küfretmeye başladım. ezkaza bu akşamkine katılmış fln olsam, maazallah et bıçağıyla ciğerine girebilirdim o uyuz gözlüklü tipin. sokakta görürsem hiç şansı yok ama.. sinirimin geçmesin beklesin hayatta kalmak istiyorsa. neyse biz komik bir aileyiz, dandik bir yarışma programı izlerken bile kırk tane hikaye çıktı. önümüzdeki günlerde 3 saatlik yarışlara sokmayı planlıyoruz bizim hatunları (ben dahil değilim buna eheh) bakalım kim stres ve zaman baskısı altında daha güzel yemekler ortaya koyuyor. teyzeminkilere default ağır olmuş çok yağlı derim ama ben uyuz jüri kategorisinden programa bağlanıp. anneminkiler de yağsız ..
*
önümüzdeki günlerde de bu komün geniş aile yaşamına devam ediyor olacağımdan, daralıp da kendimi sokağa atmak istediğimde dışarı çıkabileceğim pek fazla arkadaşımın ülke sınırları dahilinde olmayacak olması da ayrıca düşündürücü. ekonomik kriz fln hak getire. sayıyorum bakın siz bana hak verin: bir vietnam, bir almanya/hollanda, bir italya, bir almanya daha, bir mısır, bir de güney amerikaya giden arkadaşım var. 6 kişi. hadi diyelim avrupa düz ayak, ulen biri g. amerika biri vietnama gidiyor be! insaf. ben hala red yediğim vizemi düzeltmeye konsolosluğa gitmemişim; düşünün.
*
konudan konuya atlıyorum ama olacak o kadar bu saatte. bugün annem beni bir şey almaya züccaciye kılıklı bir dükkana gönderdi kadıköy'de.. inanılmaz bir yer. çin malı olmayan binlerce ıvır zıvır mutfak eşyası fln satıyor. gerçi adamlar yorgandan çoraba, vantilatörden tabak çanağa her bir şey satıyorlar, eksik tanıtım olmasın, ama asıl o mutfak alet edevatları o kadar çeşitli ve muhteşemler ki... bazı konularda kör cahil olduğumu eski postlarda da dile getirmiştim diye bir girizgah yapıp, victorinox'un isviçre çakısı dışında bir şey yaptığını bilmiyordum ve ilk defa bu dükkanda görüp aşık olduğumu söylemek isterim. victorinox universal peeler ve julienne cutter adlı güzide gereçlere bildiğiniz hasta oldum yani. arkadaş evrenselsin hakkaten. o alet bizim pazar malı dandik patates soyuculardan o kadar farklı ki. domates ver, portakal ver aynı hassasiyetle soyuyor yani. yavrum benim, aslanım. jülyen kesiciyi ise henüz deneyemedik, netekim evde jülyenleyecek bir nane bulamadık. sabah kahvaltıya jülyen salatalık yaparım belki diyorum. annemin peynir kesme bıçağı da bir o kadar şahane aslında ama onu zaten daha önce keşfetmiştim aynı aşkla yazamayacağım.

bir bayram öncesi çılgınlık gecesini daha insan gibi sona erdirdik sayın seyirciler. şimdi sabahın köründe uyanan ve salonda uyuduğum için beni de uyandıracak olanlara çok küfretmemek için uyumaya gitmem lazım. juliennecutterla güzel bir rüyalar alemi beni bekliyor olacak. aaa bu yemekteyiz özgürü jülyenlerim belki rüyamda heyecan olur.

ciao!


No comments: