size çok belli etmemiş de olsam, son bir aydır spesifik bir konuda kafayı kırmak üzereydim sevgili okuyucularım. gezmediğim alışveriş merkezi, denemediğim model, haşlamadığım tezgahtar kalmamıştı. bir adet yeni aldığım kot dışında üstüme olan hiçbir alt giyim tekstil ürünü yoktu dolabımda. siyah renkte kumaş iş pantolonu arıyordum. ne kadar basit bir istek değil mi? yüzbinlerce kadının gardrobunun temel yapı taşı olan bir kalemden bahsediyoruz. bulmak ne kadar zor olabilirdi ki? ama yok oğlu yok. beli olsa bacağı olmaz, bacağı olsa paçası bol gelir, herşeyi olsa kumaşı batar, zımba gibi olsa birileri "müşteri lokasyonuna fazla bu" der.
tırlatmama çok az kala yürekten en bağlı olduğum zincir mağazalar da beni yüzüstü bırakınca, konuyu atadan kalma yöntemlerle halletmeye karar verdim. 3 senedir bayıla bayıla giydiğim, dünyadaki en güzel kesime sahip fakat şu an bana 2 beden büyük gelen canımıniçi pantolonumu içim pek bir kan ağlayarak terziye götürdüm. hunharca kesilip biçilmesine göz yumacak değildim. maneviyatı vardı; ben de bu yüzden şartlarımı en baştan bir bir saydım:
- son provada ben üstüme giyip de "tamam oldu bu" demedikçe kesmek yok; her an geri aynı haline döndürebilir olmalı. teyelli kalsın.
- hayır efendim belini düşürmeyeceksiniz. hayret bir şey, ben bu pantolonu yüksek belli seviyorum. hem modeli bu. düşük belli olsa bu cepler bozulur. (terziye işini öğreten insan oldum)
- haaayır bacakları da daraltılmayacak ben ferah ferah seviyorum (hem çok kara kış olduğunda ya içine çorap giymek icap ederse?).
- paçalarını kısaltın ama pay kalsın içinde, keyif benim değil mi seneye 20 cm topuklu çizme alırım, paçayı uzatmam gerekebilir belki?
- batırma o iğneyiiii!!!!
- ya bu arada acelem var da biraz bir haftaya hazır olabilir mi ehe ehe eheheh
ailemizin sevgili terzisi X hanım, paçası yapılacak diye götürdüğüm eski kotlarımı da 'daraltmadan hayatta vermem' bahanesiyle rehin almış olmasının verdiği hazla (skor 1-0) benim kaprislerime çok takılmadı.
pazar günü (dün), salı pazarındaki h&m tezgahından hallice olan terzi dükkanında kendi işini kendin yap düsturum sağolsun, iki adet siyah pantolonumu şıp diye bulup hayvani dikiş makinesini kalem kullanır gibi rahat kullanan X hanımın önüne atıverdim: "bitti mi bunlar giyebilir miyim?" diye. kabin dolu olduğundan girişine perde çekilmiş mutfak aralığında giyiniverdim. aman allahım o da ne? sanal basen!!! resmen basenim var, ama pofur pofur. yani dokunca sadece kumaşın potluğu olduğu belli oluyor ama ayaktayken basbayağı armut modeli bir insan oluyorum. az kalsın ağlamaya başlayacaktım ki X hanımın kocası duruma müdahale etti: "bu ne X, yanları unutmuşsun" (yanlar değil onlar; basenler, basenlerim, basenlerimiz ühühü)
saat 15:00 ve benim 4 saat sonra ataşehir'den kalkacak varan'a binip akşamdan müşteriye gitmem gerek. valizim hazır değil, gömleklerimi daha ütülemedim bile, evimin sokağında GS-FB derbisi ve binlerce taşkın taraftar var, trafik fecaat vs derken ben kopmuşum. Nasıl olmaz, nasıl hazır değil diye sayıklarken hala, yarım saat sonra gelip almama karar verip beni postaladılar terzi dükkanından da restart yemiş PC gibi kendime geliverdim.
yarım saat yarım saattir mottosuyla eksik gediklerimi toparlamaya bahariye maratonuma başladım. makyaj pamuğu: check!, elidor saç kremi: check!, pembe oje: check!, siyah deri converse: system error!!! bu sefer de kadıköy'deki 39 numero siyah deri converselere kıran girdiğini farkettim. ulen 4-5 mağaza var; ikisi orijinal converse'ci, biri deriden, biri de ucuzcu ziya.. hiçbirinde kalmamış olması mümkün mü ya? bir de ufak converse'cide %25 indirim. ahhh ama numero yok. kös kös son durak deriden'e baktım da vitrindeki deri converse 39'muş gözünün yaşına bakmadan aldım kaçtım. sanki sakız alıyoruz, sezon ortasında nasıl bitersin yani bedava dağıtmıyorlar ki. hani ekonomik kriz? ben bu converse'i almak için 2006 ağustostan beri kendimle çelişiyorum, işe giyilir mi giyilmez mi diye diye. sonunda ırmak'a özenerek anca gaza getirdim kendimi. milletin anası babası zengin tabi. (sinirlenme sakin ol.. şşş)
yarım saat oldu 1,5 saat, gittim terziye. her şey tamam ama bu sefer de pantolonun arka briti kaba saba dikilmiş, böyle dikişler üstüste fln çirkin mi çirkin duruyor. dedim ki şunu da halledersek kuş olur giderim dükkanınızdan uğramam bir ay söz. hemencecik hallediverdiler maharetli elleriyle ve ben yolda market alışveriş de yapıp 17:00'de anca evde olabildim. hayatımda hiç bu kadar hızlı valiz hazırlamamıştım. şu terzi olayı adrenalin salgılattı ama değdi valla. siyah pantolonum ve siyah converse'lerim o kadar klasik bir temel hazırlıyorlar ki çünkü kıyafetlerime, aklınız durur her bir şeyler uyuyor üstlerine. hiiiiç zorlanmadım valla valiz hazırlarken. (şş bozmak yok)
velhasıl-ı kelam demem odur ki, benim gibi üstünüze uyan bir şey bulmak için kafayı yiyeceğinize, terzi denilen hamarat, işini bilir ellere teslim edin eskilerinizi, başında da durun ama! moda diye abuk subuk deforme etmesinler kıyafetinizi, ve memnun kalın. ben paça yaptırmak dışında daraltma işlemine maruz bırakmamıştım hiç bir pantolonumu. bundan sonra her yaz daraltıp, her kış bollandırmayı düşünüyorum. olabiliyorsa tabi. ayrıca, yeni pantolon almaktan %80 daha ucuza mal oldu bu işlem. (converse'lerin parası nerden çıktı sanıyorsunuz? haha) tavsiye ederim. şimdi evdeki eski kotları tasnif edip, zamanında pek bir sevdiklerimi sakin sakin terziye götüreceğim. kadını kızdırmadan yapmam lazım yalnız. önümüzdeki maçlara dikkat etmek lazım. artık 4-1 mi oluur, 5-0 mı bilemem (kofti fb'liden kofti yorum kehkeh).
ciao!
tırlatmama çok az kala yürekten en bağlı olduğum zincir mağazalar da beni yüzüstü bırakınca, konuyu atadan kalma yöntemlerle halletmeye karar verdim. 3 senedir bayıla bayıla giydiğim, dünyadaki en güzel kesime sahip fakat şu an bana 2 beden büyük gelen canımıniçi pantolonumu içim pek bir kan ağlayarak terziye götürdüm. hunharca kesilip biçilmesine göz yumacak değildim. maneviyatı vardı; ben de bu yüzden şartlarımı en baştan bir bir saydım:
- son provada ben üstüme giyip de "tamam oldu bu" demedikçe kesmek yok; her an geri aynı haline döndürebilir olmalı. teyelli kalsın.
- hayır efendim belini düşürmeyeceksiniz. hayret bir şey, ben bu pantolonu yüksek belli seviyorum. hem modeli bu. düşük belli olsa bu cepler bozulur. (terziye işini öğreten insan oldum)
- haaayır bacakları da daraltılmayacak ben ferah ferah seviyorum (hem çok kara kış olduğunda ya içine çorap giymek icap ederse?).
- paçalarını kısaltın ama pay kalsın içinde, keyif benim değil mi seneye 20 cm topuklu çizme alırım, paçayı uzatmam gerekebilir belki?
- batırma o iğneyiiii!!!!
- ya bu arada acelem var da biraz bir haftaya hazır olabilir mi ehe ehe eheheh
ailemizin sevgili terzisi X hanım, paçası yapılacak diye götürdüğüm eski kotlarımı da 'daraltmadan hayatta vermem' bahanesiyle rehin almış olmasının verdiği hazla (skor 1-0) benim kaprislerime çok takılmadı.
pazar günü (dün), salı pazarındaki h&m tezgahından hallice olan terzi dükkanında kendi işini kendin yap düsturum sağolsun, iki adet siyah pantolonumu şıp diye bulup hayvani dikiş makinesini kalem kullanır gibi rahat kullanan X hanımın önüne atıverdim: "bitti mi bunlar giyebilir miyim?" diye. kabin dolu olduğundan girişine perde çekilmiş mutfak aralığında giyiniverdim. aman allahım o da ne? sanal basen!!! resmen basenim var, ama pofur pofur. yani dokunca sadece kumaşın potluğu olduğu belli oluyor ama ayaktayken basbayağı armut modeli bir insan oluyorum. az kalsın ağlamaya başlayacaktım ki X hanımın kocası duruma müdahale etti: "bu ne X, yanları unutmuşsun" (yanlar değil onlar; basenler, basenlerim, basenlerimiz ühühü)
saat 15:00 ve benim 4 saat sonra ataşehir'den kalkacak varan'a binip akşamdan müşteriye gitmem gerek. valizim hazır değil, gömleklerimi daha ütülemedim bile, evimin sokağında GS-FB derbisi ve binlerce taşkın taraftar var, trafik fecaat vs derken ben kopmuşum. Nasıl olmaz, nasıl hazır değil diye sayıklarken hala, yarım saat sonra gelip almama karar verip beni postaladılar terzi dükkanından da restart yemiş PC gibi kendime geliverdim.
yarım saat yarım saattir mottosuyla eksik gediklerimi toparlamaya bahariye maratonuma başladım. makyaj pamuğu: check!, elidor saç kremi: check!, pembe oje: check!, siyah deri converse: system error!!! bu sefer de kadıköy'deki 39 numero siyah deri converselere kıran girdiğini farkettim. ulen 4-5 mağaza var; ikisi orijinal converse'ci, biri deriden, biri de ucuzcu ziya.. hiçbirinde kalmamış olması mümkün mü ya? bir de ufak converse'cide %25 indirim. ahhh ama numero yok. kös kös son durak deriden'e baktım da vitrindeki deri converse 39'muş gözünün yaşına bakmadan aldım kaçtım. sanki sakız alıyoruz, sezon ortasında nasıl bitersin yani bedava dağıtmıyorlar ki. hani ekonomik kriz? ben bu converse'i almak için 2006 ağustostan beri kendimle çelişiyorum, işe giyilir mi giyilmez mi diye diye. sonunda ırmak'a özenerek anca gaza getirdim kendimi. milletin anası babası zengin tabi. (sinirlenme sakin ol.. şşş)
yarım saat oldu 1,5 saat, gittim terziye. her şey tamam ama bu sefer de pantolonun arka briti kaba saba dikilmiş, böyle dikişler üstüste fln çirkin mi çirkin duruyor. dedim ki şunu da halledersek kuş olur giderim dükkanınızdan uğramam bir ay söz. hemencecik hallediverdiler maharetli elleriyle ve ben yolda market alışveriş de yapıp 17:00'de anca evde olabildim. hayatımda hiç bu kadar hızlı valiz hazırlamamıştım. şu terzi olayı adrenalin salgılattı ama değdi valla. siyah pantolonum ve siyah converse'lerim o kadar klasik bir temel hazırlıyorlar ki çünkü kıyafetlerime, aklınız durur her bir şeyler uyuyor üstlerine. hiiiiç zorlanmadım valla valiz hazırlarken. (şş bozmak yok)
velhasıl-ı kelam demem odur ki, benim gibi üstünüze uyan bir şey bulmak için kafayı yiyeceğinize, terzi denilen hamarat, işini bilir ellere teslim edin eskilerinizi, başında da durun ama! moda diye abuk subuk deforme etmesinler kıyafetinizi, ve memnun kalın. ben paça yaptırmak dışında daraltma işlemine maruz bırakmamıştım hiç bir pantolonumu. bundan sonra her yaz daraltıp, her kış bollandırmayı düşünüyorum. olabiliyorsa tabi. ayrıca, yeni pantolon almaktan %80 daha ucuza mal oldu bu işlem. (converse'lerin parası nerden çıktı sanıyorsunuz? haha) tavsiye ederim. şimdi evdeki eski kotları tasnif edip, zamanında pek bir sevdiklerimi sakin sakin terziye götüreceğim. kadını kızdırmadan yapmam lazım yalnız. önümüzdeki maçlara dikkat etmek lazım. artık 4-1 mi oluur, 5-0 mı bilemem (kofti fb'liden kofti yorum kehkeh).
ciao!
No comments:
Post a Comment